Navigasyonu atlayıp içerik bölümüne geç

SkyLife - Kasım 2009

Mario Levi’nin İstanbul’u

Ünlü yazar Mario Levi’ye, “onsuz olamam” dediği İstanbul’u sorduk.

Mario Levi’nin İstanbul’u

Mario Levi’nin İstanbul’u

Mario Levi’nin İstanbul’u

Mario Levi’nin İstanbul’u

Mario Levi’nin İstanbul’u

“Ben İstanbul’suz olamam” diyorsunuz. Neden?
İçine doğduğu ve kendisini inşa ettiği kültürel iklimin, bir yazarın sadece anlatmayı seçtiği ya da birileriyle paylaşmaya yargılı olduğu konuları değil, duygu dünyasını, hatta üslubunu şekillendirdiğine yürekten inanıyorum. İstanbul bana bu yolda, belki de hiçbir zaman sonunu getiremeyeceğim uzun bir hikâye verdi. 

Çocukluğunuzdaki ve şimdiki İstanbul. Ne fark var?
O şehrin kıyılarından denize girilebilirdi, şimdi girilemiyor, girilse de o tadı vermesi mümkün değil. Televizyon yoktu, internet, cep telefonu, Boğaz’daki köprüler yoktu ama insanlar tam da bu nedenle birbirlerine yakındılar. Sanırım bu, böylesi bir gelişme gösteren tüm büyük şehirlerin kaderi.

İstanbul’da sonbaharın anlamı nedir sizce?
Eylülün ikinci yarısından sonra balık tezgâhları balıkla dolar. Balık çarşılarındaki koku, şehrin Bizans’a kadar uzanan en eski kokusudur belki de. Bu kokuyu hiçbir şehirde bulamazsınız. İçine Boğaz kokusu karışmıştır çünkü. Palamut, lüfer, levrek, barbunya, kalkan... Sonbahar bu şehirde balık kokusudur.

İstanbul’un ‘olmazsa olmazı’ diyebilecekleriniz?
Sizi ben gezdirsem bir gün Kadıköy Çarşısı’na götürür, orada önce Osmanlı-Türk mutfağını örnekleyen bir öğle yemeği yedirirdim. Tabii mezeleriyle birlikte. Bir başka gün ise Boğaz’ın Anadolu Yakası’ndaki kıyı şeridinde gezdirirdim. Kuzguncuk’u, Beylerbeyi’ni, Çengelköy’ü, Kandilli’yi, yorulmazsanız Anadolu Hisarı’nı, Kanlıca’yı, Beykoz’u... Bir başka gün de Beyoğlu’na götürürdüm.




Bookmark and Share

1996 - 2009 Türk Hava Yolları A. O. Her hakkı saklıdır.   A Star Alliance Member