 |
Zamanın ara sıra kımıldadığı; geceleri hâlâ sobaların üzerinde mısırların patladığı; anneannelerin torunlarına masallar anlattığı şirin bir kasabadır Mudurnu...
Bazı Anadolu kasabalarının kokusu vardır. Kimisi orman içinde kurulmuştur, çam
ve reçine kokar Karaburun’da olduğu gibi; kimisi nergis kokar baharda. Kimisi
deniz kokar, yosun kokar. Kimisi defne sabunu kokar. Kimisinin kokusu da, tarihin
imbiği içinden süzülüp gelir. Ahşap evlerin merdivenlerine bile siner. Bu yüzden
Osmanlı kokuludur Mudurnu. Şeyh-ül Ümran tepesinden baktığınızda göz göze geldiğiniz
Saat Kulesi sizi yanıltmasın! Zaman, Mudurnu’da geçmişte birkaç kez durmuş gibidir.
Aşağıda beyaza boyalı evler, kurutulmak için yol kenarına serilmiş fındıklar,
kucaklarında tavuk taşıyarak çarşıya inen kadınlar, kapı önünde nakış işleyen
genç kızlar, yere düşen kasketini almak için bellerini tutarak eğilen yaşlı adamlar
görürsünüz. Birden bir horozun keskin ötüşü sessizliği bozar. Saat Kulesi’nin
yanı başında uykuya dalmış olan zaman kımıldar. Ağaçların sarı yaprakları yeşerir,
eski ahşap evlerin bahçeleri oyun oynayan çocuklarla dolar. |
|