Kapımızı kapar ve dünyayı dışarıda bırakırız. Kapının arkasına kendi dünyamızı kurarız. Kapı, kimi zaman dünyaya karşı bir barikat, kimi zaman da dünyaya açılan bir kucaktır.
Kapılar, içeriye doğru açılıyorsa ‘kapı’dır. Dışarıya doğru açılanlara ‘kapak’ demek daha doğru galiba! Taksi, buzdolabı ya da fırın kapıları, kapıdan ziyade bir ‘kapak’tır… Açılır ve kapanır… Evlerin kapılarıysa kapanır ve açılır… Kapılar açılıyorsa güzeldir. Evlerin ağızlarıdır onlar. Ev, derdini kapılarla anlatır. Derdini kapıların ardında saklar. Kapalı kapılar kapalı dudaklar gibidir. Bazen hıçkırıklarla bazen kahkahalarla açılır.
KANATLI KAPILAR
Kapı deyince akla çift kanatlı avlu kapıları geliyor: Kocaman… İçeride bir ahır vardır. Hava yavaş yavaş kararmakta ve sürü eve dönmektedir. Çıngırak sesleri kaplamıştır her yanı… Sürü, kanatlı kapının önüne geldiğinde çıngırak sesleri kesilir. Kanatlı kapı iki yana gıcırdayarak açılır ve sürü avluya girer.