 |
163 yıl önce Lehlerin İstanbul Beykoz sırtlarında kurduğu Polonezköy; dört mevsim ayrı güzellikler yaşatıyor ziyaretçilerine...
Polonezköy’de, Kiraz Festivali’nin son günü... Rengârenk giysili kızlar ve bordo beyaz giyinmiş delikanlılardan oluşan koronun şarkıları, yağmurun sesine karışıyor. Şarkılarında bir kuşu anlatıyorlar, kanatlarını açıp havalanan. Köy, tıpkı bir canlı gibi için için şarkıya katılıyor. Onun geçmişinde; yağmur ‘gözyaşı’, kuş ‘özgürlük’ anlamına geliyor çünkü... İstanbulluların hafta sonları soluk almak ve kırlarına gitmek için can attıkları Polonezköy, nice acılardan, tutsaklıklardan doğdu; kıtlıklar, yokluklar geçirdi... Ama yine de ayakta durmayı bildi ve bugüne geldi. Ve ben şarkıyı dinlerken, yeryüzünden ayrıldıktan sonra adına bir ‘Anı Evi’ açılan Zofia Ryzy’nin sözlerini anımsıyorum: “Bir Polonya atasözü der ki; misafir eve geldi mi, Tanrı eve geldi demektir! Öyleyse lütfen kendinizi evinizdeymiş gibi hissedin. Meyvelerden yararlanın, bahçeleri ve evi kullanın. Bütün Adampol’da şarkılar, danslar, gülüşler yankılansın." |
|