Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12
İçindekiler / Avrupa’nın Doğusu Lizbon
Lizbon; Keşifler Çağı’nın ışıltılı günlerinden miras melankolik ‘ruh yapısı’ ve kozmopolit kimliğiyle, yaşlı kıtanın geri kalanından ayrılıyor.

Geçen yaz ışıklı bir Boğaz gecesinde, Esma Sultan Yalısı’nda Portekiz’in muhteşem sesi Mariza’nın konserindeydim. Arka arkaya Boğaz sularına bıraktığı buğulu fado ezgilerinin arasında Mariza, bir an durup denize bakmış ve şöyle demişti seyircilere: “Lizbon... Tıpkı böyle bir yer biliyor musunuz?” Onun İstanbul’a duyduğu ani yakınlığı anlayabiliyordum; çünkü ben de aynı şeyi Lizbon’a karşı hissetmiştim! Tıpkı İstanbul gibi içinden su geçen ve yedi tepe üzerinde kurulduğu söylenen Lizbon, ne kadar da andırıyordu bizim yedi tepeli şehrimizi...
Portekiz’e özgü şarkıların eski bir dost gibi dertleştiği Tejo Nehri, Atlantik’e dökülmeden az önce Lizbon’a uğruyor ve burada geniş bir liman oluşturuyor. Her önemli liman kenti gibi, Lizbon da yüzünü denize dönmüş. 19. yüzyılda İstanbul’u ziyaret eden Hans Christian Andersen’in İstanbul tasviri geliyor aklıma.
 
 
Sayfa 1/8