 |
Dinsel öykülerin başkenti Selçuk, çağrışımların yarattığı bir ‘tarih yolculuğu’na çıkarıyor insanı...
Kalabalığın uğultusuna karışıyor zurnanın sesi... Selçuk’ta binlerce insanın çevrelediği meydanın ortasında, iki deve inatla birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışıyor. Davulcu hızla indiriyor tokmağı gergin deriye. Devenin biri diğerini çelmeliyor, rakibini yıkmak üzere... Birden arkamda bir çıngırak sesi duyuyorum; döndüğümde bir çocuğun elindeki çıngırağı, güreş sıralarını bekleyen develere doğru salladığını görüyorum. Sonra davulun ve çıngırağın sesleri birbirine karışıyor; çağrışımların yarattığı bir ‘tarih yolculuğu’ başlıyor beynimde. Ve deve kervanlarının çıngıraklarla, orduların davullarla geçtiği yollar, Ege’nin kıyısına, adını savaşçı bir kadından, bir Amazon’dan alan Efes’e varıyor.
EMMERICK’İN RÜYASI... Büyük Tiyatro’da on binlerce kişinin bağırışı, gladyatörlerin üzerine atılan aslanların kükremelerine karışıyor. Arenada kan dökülürken, ötede Panayır Dağı’nın eteklerinde kıpkırmızı gelincikler açıyor. |
|