NE BATILI NE DOĞULU
Raylı sistemin bir hayli geliştiği Saraybosna, tramvay duraklarıyla dolu... Tavsiyem, herhangi bir tramvaya binmeniz ve kentte bir yerleri aramaya çalışmadan, ‘rasgele’ bir tur yapmanız. Gözünüze kestirdiğiniz bir yerde de inip, yine rasgele girdiğiniz bir kahvede Boşnakların meşhur kahvesinin tadına bakmalısınız...
Saraybosna’daki binalar incelendiğinde, yapıların melez bir dokuya sahip olduğu hemen göze çarpıyor. Yapılar ne Batılı, ne de Doğulu... Camiler, kiliseler, sayıları az da olsa sinagoglar iç içe geçmiş. Bu da Saraybosna’nın kendisiyle ne kadar barışık bir kent olduğunun bir göstergesi...
Çek mimar Jan Kotera, modern mimari örneklerinin de yer aldığı bu şehre, Prag tarzı bir restorasyonun ve şehir planlamasının çok yakışacağını söyler bir kitabında. Belki haklıdır da; iki kentin de küçük, ama kozmopolit yapıları düşünüldüğünde. Ne var ki, Saraybosna’nın aynı zamanda bir endüstri şehri olması, kent dokusunu çok elverişli kılmamaktadır bu tür bir yenilemeye.