Uçmak Özgürlüktür!
Kızım Deniz kadar şanslı olduğumu söyleyemem; çünkü o minicik bir embriyonken bile annesinin karnında İstanbul’dan Uzakdoğu’ya, hatta Atlantik ötesine zorlu uçuşlar yaptı. Doğumundan sonra da uçmaya devam etti. Şimdi bir buçuk yaşındaki kızımın, yaşından fazla uçuş deneyimi var.
Bense, beş yaşlarımda Siirt’te sıcak yaz akşamlarında, lacivert tozsuz gökyüzüne bakıp, arkasından iz bırakan uçakların nerelere gittiğine dair hayaller kurar, içlerinde olmayı isterdim. Uçuş deneyimime beş yaşından itibaren gökyüzünde izlediğim kuşlarla başladım ve Leonardo’nun, Hezarfen’in, Mongolfier Kardeşler’in hikâyelerini dinleyerek, okuyarak büyüdüm.
Uçma zevkini ise ilk kez, mesleğe başladığım yıllarda İstanbul-Diyarbakır arasında, o dönemin en modern uçaklarından biri sayılan DC-9 ile tatmıştım. Uçağın merdivenlerinden çıkarken heyecanım doruktaydı. İki günlük otobüs ya da üç günlük tren yolculuğu yerine, göğün sonsuz maviliğinde iki saati bile aşmayan bir sürede,