Yeniden doğuşun, ölümsüzlüğün, refah ve bolluğun, huzur ve bereketin, barışın, uygarlığın simgesidir.*
MUCİZENİN BAŞKENTİ
Bu sözcüklerin içinden geçen bir öyküyü de İzmir’in Urla ilçesinde dinledim. 25 yıldır Klazomenai antik kentinde, ekibiyle birlikte kazı çalışmalarını yürüten Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Güven Bakır’dan. Belki gümüş yaprakları nazlı nazlı salınan, yüzlerce yıllık bir zeytin ağacının gölgesinde değil; ama bilin ki içinden sadece zeytin geçen bir yerde, ‘mucizenin başkenti’ Klazomenai’deydik. Öykümüz MÖ 12. ya da 11. yüzyıla gidiyor. Yunanistan’dan gelip Batı Anadolu’ya sığınan göçmenler, genellikle yarımadaların üzerine yerleşerek
İyon uygarlığını kurar. İlk geldikleri zaman tarımla uğraşır; kendi dünyalarından pek çıkmazlar. Eşitlik en büyük erdemleridir. Bilirler ki, eşit paylaşım olmazsa eşit savunma da olmaz. Ama MÖ 7. yüzyılda Kimmerlerin gelişiyle huzuru kaçar İyonyalıların. 50 yıl boyunca rahat bırakılmazlar. Çareyi uzak diyarlarda koloniler kurmakta bulurlar. Trakya’da, Kuzey