 |
Ulukavak’a göre bunun temelinde; Safranbolu sakinlerinin asırlardır hep iki çocuk sahibi olması ve kentin lonca sistemiyle işleyen kapalı ekonomik yapısını sürdürebilmesi yatıyor. Böylece yeni evlere fazla ihtiyaç duyulmamış ve Edirne’nin, Bursa’nın, İstanbul’un köşkleri birer ikişer kereste yığınına dönüşürken; Safranbolu’nun güzelim ahşap evleri yakın zamana kadar ayakta kalabilmiş. Tabii birtakım değişikliklerle... ‘Pederşahi’ aile düzenine göre tasarlanan bu evler, yeni sahipleri tarafından duvarlarla bölünerek birkaç aileyi birden barındıracak hale getirilmiş. Safranbolu mimarisinin alameti farikası olan küçük pencereler genişletilerek, ‘asri pencere’ye dönüştürülmüş. Tabi küçük pencerelerle birlikte, evlerin gözkapaklarını andıran kara kapaklar da yok olmuş ve sakız gibi bembeyaz dantelli perdeler, yerini tül perdeye bırakmış. Koruma kararı çıkıp da herkes evinde istediği değişikliği yapamaz hale gelinceye kadar, evler lego oyuncaklar gibi şekil değiştirip durmuş. Yine de bütün bunlar, Safranbolu’nun kent ölçeğinde Anadolu’nun en iyi korunmuş mimari değeri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bundan 200 yıl önce bir Osmanlı kentinin nasıl göründüğünü hayal etmek isteyenler için |
|