büyük ajanslar arasında. Ama o “eşimin bana sarılması ve annemin gözlerindeki mutluluk benim için en büyük ödül” diyor.
Siz Türkiye’de de başarılı bir tasarımcıydınız. Her şeyi bırakıp Amerika’ya gitmeye nasıl karar verdiniz?
Başarı hikâyeleri özellikle Amerikan sinemasının en çok sevdiği ve geniş halk kitlelerine “o yapmış ben de yapabilirim” hissini veren, insanların izlemekten zevk aldığı bir format. Oysa ‘gerçek hayat’ biraz farklı. Bu uzun bir koşu ve içinde pek çok zorluklar, hayal kırıklıkları, iç ve dış çatışmalar, bıkmadan tükenmeden yapılan bir hayat savaşı var. Çoğu insanın içinde yapmayı arzu ettiği, ama bir türlü atamadığı o adımı atarak bir başlangıç yaptım. Ülkemdeki maddi ve manevi birikimleri, tırmandığım sosyal ve bireysel yapıları bir anda bırakıp başka bir kulvara geçtim. Hayatımın en önemli kırılma noktası da budur.