Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14
İçindekiler / Gökyüzünün 'sultan'ları

Firari martılar, balıkkolik karabataklar, sevinçli serçeler, selamsız yelkovanlar... Yanı başımızdalar; bir o kadar da uzak. Peşlerine takılıp gitsek mi Kafdağı’na?..

Kıyıya oturmuşlar. Yüzme bilmiyorlar; bu kesin... Paçalarını sıyırmışlar dizlerine kadar. Ayaklarında naylon terlikler var. Çömelmişler taburelere. Eşiklere oturup fasulye ayıklayan kadınlar gibi midye ayıklıyor bu adamlar. Önlerinde plastik leğenler... Ellerinde kör ve paslı bıçaklar... Midye kabuklarını denize, midye içlerini ise leğenlere atıyorlar. Midyecilerin yanı başında bir tekel büfesi var. Kapının önünde üst üste sıralanmış boş meşrubat kasaları... Boş kasaları tabure niyetine kullanıyor müdavim ayyaşlar. Gazete kağıdına sararak gizledikleri şişeleriyle büfenin önünde demleniyorlar. Biraları bitince hızla büfeye dalıp bir bira daha kapıyor ve tekrar kasaların üzerine kuruluyorlar. Derken, üç boyacı geliyor: Biri büyük, biri küçük, öbürü daha da küçük... O küçücük boyacı, ayakkabı boyuyor. Canı sıkılan diğer iki boyacı, çığlık çığlığa bir şarkı patlatıyor... Şimdi bu boyacı çocukları, martılara; büfe önündeki ayyaşları

 
 
Sayfa 1/7
Daha büyük boyutta görmek için tıklayınız.