Esnaf loncalarınca inşa edilen binaların hikâyeleri mimarileri kadar ilginç. No: 9’daki Kuğu, Kasaplar Loncası’nca kurulmuş. 1845’te Karl Marx, yoldaşı Friedrich Engels ile ‘Komünist Manifesto’yu burada kaleme almış. Kuğu şimdi, mahzeninde 20 bin şişe şarabıyla şehrin en lüks restoranlarından biri. No: 26-27’deki Ressamlar Loncası’na ev sahipliği yapan Güvercin, 1851’de III. Napolyon’un rejiminden kaçan Victor Hugo için sığınak olmuş. “Yaşam bir sürgündür” diyen usta, dipsiz kuyuyu andıran iştahı, günlerce hiç durmadan yazabilme direnciyle Brüksel’den değil de Napolyon Bonaparte’ın Wellington Dükü karşısında büyük hüsrana uğradığı savaş meydanı Waterloo’dan (Brüksel’e 18 km) ilham almış...
Melek, Altın Kayık, Miğfer, Çanta, Tavuskuşu, Tilki, El Arabası, Dişi Kurt, Uçurtma olarak adlandırılan diğer binaların hikâyeleri sizin keşfinizi bekliyor. No: 10’daki Altın Ağaç, bira üreticilerinin evi ve müzesi.