yeraltına alınmış, ‘nehrini kaybeden şehir’ denmesi de bu yüzden. Senne’i görmek isterseniz eğer, müzelik oldu. Kanalizasyon Müzesi’nden yeraltına inebilirsiniz.
HER BİNA AYRI BİR HİKÂYE
St. Gery’den şehrin kalbine, Grand Place’a uzanalım. Brüksel’in en çarpıcı yeri. Jean Cocteau’nun deyişiyle ‘dünyanın en zengin tiyatro sahnesi.’ İçinde bizlerin de rol aldığı... Yazın yüz binlerce begonyayla dokunan Çiçek Halı’yla dekor daha da zenginleşiyor. Begonya hayalperestlerin çiçeği, Grand Place da düşlerin mekânı. Meydanın en eski yapısı -1695 yılında Fransız bombardımanından kurtulan- Belediye Binası. 15. yüzyıldan kalma, 113 metrelik kulesinin tepesinde St. Michael’in heykeli var, şehrin koruyucu azizi... Mareşal Villeroy’un topları azize ulaşamamış, ama şehri yerlebir etmiş. Meydanı çevreleyen 40 kadar binanın İtalyan ve Flaman Rönesansı’nın etkisiyle inşası 18. yüzyıla uzanıyor böylece. Belediye Binası’nın tam karşısında, dantel gibi işlenmiş Kral’ın Evi, şehir müzesi olmuş.