 |
Göklerde uçarken okumak
Ben uçağa oldukça geç yaşlarda binenlerdenim. Bunda hem gezmeyi pek sevmemem, hem de itiraf edeyim ki korkum rol oynadı.
İnsanoğlu bir kere rahata alışmaya görsün, bütün eski duyguları unutuyor. İlk binişte uçağa alıştım, diğer araçları aramadım bile.
Tayyare bizim hayatımıza ne zaman girdi? Tarihini bilmiyorum, doğrusu pek de merak etmiyorum ama pervaneli uçakların önündeki pilotlar, hele Sabiha Gökçen’in fotoğrafı, uçağı benim kafamda Cumhuriyetle eşleştiriyor.
Yükselme duygusu hiç kuşkusuz manen de, fiziksel olarak da insanı tatmin ediyor. Yukarıdan görmek, tepeden bakmak, sadece uçaktan olması koşuluyla insanidir, yoksa diğerleri benim gülünç bulduğum tavırlardır.
Çok uzun mesafelerde biraz canım sıkılmıyor değil. Örnek vereyim mi?
Bir kez Tokyo’ya uçtum. Önce İngiltere’ye, Londra’daki havaalanına indim. İnerken hostese buradan Tokyo kaç saattir diye sordum. 13.5 saat cevabını alınca az daha dönüyordum; orada verilmiş randevular olmasaydı bunu yapardım da. |
|