 |
On yedi yıl önce Afyon’da, keçe ustalarının yanında gönüllü bir çıraklık dönemi yaşayan tasarımcının Batı eğitimiyle biçimlenen görsel hafızası, burada göçer kültüre özgü primitif motiflerle tanışmış. Psikanalitik bir süreç gibi, araştırdıkça, görsel hafızasını yokladıkça, yaptığı işlerde de Mezopotamya motifleri, kokuları ve tatları çıkmaya başlamış.
“Ürünün insanla olan iletişimini sağlamak ve izleyicinin algısını değiştirmek” fikrinden yola çıkarak hazırlanan sergisinde keçe ipekle, elyafla, hatta kotla buluşuyor; kimi yerde Osmanlı’ya özgü kesme sanatı kat’ı tekniği ile yeni kimlikler kazanıyordu. “Kaftanlarda keçenin kozaya benzer kabuksuluğu ve heykelsiliğinden yola çıktım; bu vurguya dönme hareketini de ekleyince çağrışımlar Anadolu’nun kültürel iklimini oluşturan tasavvuf anlayışına, Selçuklu’nun göksel diline dek ulaştı” diyen Selçuk Gürışık, British Museum’daki daimi keçe sergisinin de yaratıcısı.
‘GÖRECELİ DÜZLEMLER’ YARATMAK
Keçeyi yücelten bir diğer tasarımcı da, yıllardır kendini Anadolu halı ve kilimlerine adamış bir araştırmacı: Belkıs Balpınar. |
|