 |
KISRAK VE TAÇYAPRAĞI
Bilinmeyen yerlerin sahte haritalarını çizmeye iten ne olmuş olabilir ki beni? Bildiğim tüm coğrafya biçimlerini uyguladığım; boğazlar, kıstaklar, yarımadalar, adalar, lagünler, sıradağlar, göller, deli gibi menderesler çizen ırmaklarla dolu bu haritalar, keyifli bir çocuk oyunuydu benim için. Yine de içinde yaşadığımız dünyanın en yaratıcı temsillerinden biri olan haritalarla ilgili bu oyunu, kocaman insanların da oynadığını öğrenmek beni şaşırtmadı.
Haritalar şiirsel imge parçalarıydı belki de... Onlar olmasalardı tutkuyla bağlı olduğunuz yerin imgesini yaratmakta zorlanabilirdiniz. Güney Amerika’nın batı yakası boyunca upuzun akan Şili’yi, sevgili ülkesini “uzun taçyaprağı” diye nasıl nitelendirirdi Neruda yoksa... Ya da Nazım Hikmet, ıssız bir köy mezarlığına gömülmek istediği Anadolu’yu, “Kopup Uzak Asya’dan; Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket” diye nasıl tanımlardı...
|
|