Daha yirmi beş yaşındayken yazdığı kitapla
felsefe dünyasını sarsan, Avrupa’nın en
büyük beyinlerinden biri, bir gün bir
ata ‘sevgilim’ diye sarılıp ağlayarak
denizaltısına bindi ve delilik denizinin
derinlerine doğru gitti. Bir daha geri
dönmedi. Kadınlara duyduğu öfkeyle yazdığı
bir satır, kadınlara kızan her erkeğin
tekrarladığı bir slogana dönüştü: “Bir
kadınla buluşmaya gidiyorsan, yanına kırbacını
almayı unutma.”
Nietzsche, sevilmediği için öldü. Edgar
Allan Poe, sevdiğini kaybettiği için.
Sefalet içinde süren hayatlarına daha
fazla dayanamayan karısı vereme yakalanıp
gün be gün eriyerek ayrıldı bu dünyadan.
Poe, yazılardan yaptığı denizaltılarla,
duyduğu acıdan uzaklaşmasına, istediği
derine inmesine imkân olmadığını düşünüp
içkiden yeni denizaltılar yaptı. Bir daha
dönmemek için gittiğinde yaşı Nietzsche’ninkinden
daha fazla değildi. ‘Morg Sokağı Cinayeti’
kitabıyla, edebiyattaki ‘bilinç akımı’nın
ilk örneğini vermişti, çağrışımlar zincirinin
insan beyninde nasıl halka halka birbirine
eklendiğini, bu cinayet romanında anlatmıştı.