Palamut, Roma öncesi İstanbul’un hayatında
öyle bir yer etmiş ki, basılan paraların
arkasında resmi bile yer almış. Tabii
bu arada bronz paraların arka yüzünü süsleyen
‘baba torik’i de unutmamak lazım.
Boğaz’ın bereketli uzantısı Haliç de yüzyıllar
boyunca en lezzetli balıkların sığınağı
olmuş. Hatta Plinius, Haliç’e ‘Altın Boynuz’
(Aurei Cornus) tanımlamasını yakıştırırken
balıkların hareketlerinden esinlenmiş.
Anadolu yakasındaki Khalkedon (bugünkü
Kadıköy bölgesi) civarında, dipten yüzeye
doğru yükselen ve inanılmaz beyazlıkta
parıltılı bir kaya varmış. Palamutlar
bu kayayı karşılarında görüverince, korkuyla
sürü halinde karşı yakadaki Byzantion’a
yönelip Haliç’in sakin sularına sığınırlarmış.
Bu sayede sığ yerlerde, elle bile palamut
yakalanırmış o zamanlar. İşte, bereketin
ve balıkların yarattığı bu ışıltı yüzünden
Haliç, ‘Altın Boynuz’ olarak adlandırılmış.
FATİH’İN BALIK TUTKUSU
İstanbul’un fethinden sonra da balık,
bu önemli şehrin yaşamında yine başrolde
olmayı sürdürmüş.