HİPPODAMOS’UN MÜKEMMEL KENT PLANI
Güllübahçe’nin yakınlarında, aslında çok
daha önceden, keşfedildiği 1673 yılından
bu yana ilgiyi üzerine çeken bu ünlü kent,
küçük olmasına karşın gerçekten de etkileyicidir.
Özellikle gözler önüne serdiği düzeniyle...
Prieneliler, günümüz insanına bile şaşırtıcı
gelecek şekilde, önceden tasarladıkları
bir plana uyarak yaratırlar kentlerini.
Alanı, eşit büyüklükte adalara, adaları
da, özellikle konutların yapılacağı yerlerde
eşit parsellere bölüp ayırırlar. Ve hiçbir
şekilde gelişigüzel bir yerleşime izin
vermezler. Kazılarda bulunan arsa ayırım
duvarları, planlamanın antik dünya insanı
için de ne denli önem taşıdığının bir
göstergesi olarak göze çarpar. Aynı zamanda
eşitlik ilkesinin de... Birbirlerini dik
kesen düzgün sokaklar arasına örülü bu
doku, çarpıcı başka bir özelliği de yansıtır:
Hippodamos... Yani bugün ‘ızgara’ ya da
‘dama tahtası’ denilen kent planının kökenini.
Antik kaynaklarda, bu yerleşim biçimini,
MÖ 5. yüzyılda yaşadığı düşünülen Miletli
Hippodamos’un bulduğu söylenir.