Güreşte, “Ustalar üç oyun bilir, birini
kendine saklarmış” denir. Oğuz Aral ise
üçünü de öğrencilerine aktarıyordu. Bu
yüzden sadece usta değil, aynı zamanda
bir ağabey, hatta babaydı onların gözünde.
‘GIRGIR’LIK VAZİYETLER
Türk Karikatürü’nün son kırk yılına damgasını
vuran Oğuz Aral, bir zamanlar gazeteciliğin
can damarı olan Babıâli’ye ilk adımını
14 yaşında attı. Zamanının çoğunu okul
yerine Babıâli’de geçiren, çeşitli gazete
ve dergilere çizen Aral, Günaydın Gazetesi’nde
‘Gırgır’ köşesini hazırladı. Sonraları
yoluna bir dergi olarak devam eden Gırgır’ın
ilk sayısında şöyle demişti Aral: “Bundan
böyle aklımızın erdiği, gözümüzün değdiği
bilumum ‘Gırgır’lık vaziyetler için daha
geniş bir alanda neşemizi bulmaya çalışacağız.
Boş vakit buldukça da memleketin en esaslı
dertlerine acıtmadan parmak basacağız.”
Dediği gibi de yaptı. Popülist mizah yaparken,
aynı zamanda ülkenin günlük yaşamına,
siyasetine ilişkin, üzerinde günlerce
konuşulacak karikatürler yayımlamaktan
geri kalmadı.