Sonsuzmuş gibi gelen çölün sarı kumlarında
yürürken Afrika, masmavi sularında serinlerken
de Akdeniz yaşanıyor Tunus’ta...
Afrika, sadece iki saat uzaklıkta...
Tunus, Türkiye’ye böylesine yakın. Uçağa
bindikten birkaç saat sonra, ülkenin şirin
kasabası Sidi-bu-Said’de, ünlü Café des
Nattes’ın dillere destan çam fıstıklı,
nane çayını yudumluyorum. Güneş, ülkenin
renklerini tüm parlaklığıyla ortaya çıkarmış.
Birazdan başkent Tunus’un geniş caddelerinde
yürüyecek, kaldırımlara yayılan kahvelerde
modern yaşamı izleyecek, ortaçağa ait
‘medina’sında halkın ve esnafın arasına
karışacağım...
LABİRENTİN İÇİNDE...
Tunus’un her kentinde, küçük ya da büyük
bir medina var. Kentlerin kuruluşunda
ilk yerleşim ve yaşam, hep bu medinalarda
başlamış.