O yüzünü aşkla güneşe döndükçe sararır solar, sonunda
kararır yanar her seferinde...
“Ayçiçeği güneşe aşık olunca, gülmekten kırılmış
bütün bitkiler. ‘Güneş gökyüzündeki tahtından bir
an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen
kim, o kim. Vazgeç bu sevdadan’ demişler hep bir
ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış. Sevdalı gözlerini
dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış.
Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş,
nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş
üzerinde. Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla
yanıldığını anlamış. Ayçiçeği öyle inatçıymış ki,
güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan
o yöne çevirmiş başını.
Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan
güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini. Daha
ayçiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar
akın etmişler olay mahalline. ‘Yaşasın!’ demiş içlerinden
biri. ‘Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı.’”*