Geç antikçağdan günümüze hiçbir renkli taban döşemesi
yok ki; ‘düşlerin’ ve ‘gerçeğin’ bir arada bulunduğu
Büyük Saray Mozaikleri’nin görkemine erişebilsin...
Çok az kişi İstanbul’un turizm noktası olan Sultanahmet
Meydanı ve çevresinde dolaşırken ayaklarının metrelerce
altında başka bir dünyanın gömülü olduğunun farkındadır...
MS 4. yüzyıl başlarında İmparator Konstantin (MS
306- 337), daha sonraki yüzyıllar boyunca diğer
ülkeler için hep gizemini ve çekiciliğini koruyacak
olan kenti, Byzantion-Kontantinopolis-İstanbul’u
kurar. İmparator, MS 328 yılında yönetim merkezini
oluşturur ve 11 Mayıs 330’da kent kutsanır. Bu tarihten
itibaren eşsiz bir coğrafyaya sahip bu şehirde,
Topkapı Sarayı’nın bulunduğu tepeden başlayarak
kapsamlı bir yapılanma çerçevesinde, önce İmparatorluk
Sarayı ‘Palatium Magnum’ ve ilahi huzur anlamına
gelen ‘Aya İrini’ isimli metropolit kilisesinin
inşasına başlanır. Roma’daki yönetim merkezinin
üzerine oturduğu Palatin tepesi, yeni kente örnek
oluşturur.