Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13
İçindekiler / Veliefendi’de bir gün

-, 18 safkan İngiliz atının yerlerini almasıyla birlikte, hipodromun hoparlörlerinden, her yarış öncesinde tekrarlanan anons yükseliyor: “Atlar start hakeminin emrine girdi. Beyaz bayrak kalktı, start verildi ve koşu başladı!”
Box kapaklarının aynı anda açılmasıyla birlikte, 18 tay ok gibi fırlıyor. Sırtlarında jokeyler
-Charles Bukowski’nin deyimiyle- “parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar”! Gökgürültüsü gibi bir uğultu yükseliyor tribünlerden. Herkes tuttuğu ata, jokeye yarışın daha ilk metrelerinde destek vermek için bağırıyor. Ta ki, ilk virajın ardından atlar iyiden iyiye gözden uzaklaşana dek...
Sonraki iki dakika, tam olarak ne olup bittiğinin anlaşılamadığı, sessiz, meraklı, gergin bir bekleyiş olarak yaşanıyor. Yarış pistinin tribünlere en uzak bölümünde büyük bir süratle ilerleyen renkli bir topluluk dışında fazla bir şey görülmüyor. Atların son 600 virajına girmesiyle birlikte, tıpkı start anındaki gibi tribünlerin bir ucundan başlayan uğultu, son düzlükte müthiş bir gürültüye dönüşüyor.Binlerce kişi, ayaklarının altındaki çimleri sökerek, yan yana yarıştığı rakibini bir baş, bir burun farkıyla geride bırakmak için çatlarcasına ileri atılan atlara son büyük desteğini veriyor.

 
 
Sayfa 2/6