DALGIN SU
Kim bilir kaç kez geçmiştim bir teknenin içinde
sazlıkların arasından, dokumacıkuşların yuvalarının
yanından, mavi yengeçlerin üstünden… Bir kez de
kuşbakışı görmeliydim tüm bunları, hep birlikte.
Bu ‘kuşbakışı’nı bana bir gökyüzü taşıtı olan ‘micro-light’
sağladı. 200 metrelik bir pistten havalanan iki
kişilik bu taşıt, motoru dursa da bir ‘delta kanat’
gibi rahatlıkla yere inebiliyordu. Kalkışın hemen
sonrasında küçük rüzgârlar karşılayıp sınadılar
bizi. Yükseldikçe rüzgârlar duruldu ama, gözbebeğimde
Akdeniz’in mavisi ve Köyceğiz Gölü’nün yeşili çalkalanmaya
başladı.
Havalandıktan bir dakika sonra, aşağıya bakarak
mırıldandım: “Melekler bir gün gökyüzünden aşağıya
baktılar ve yeşil yılanlar gördüler!” Gerçekten
de büyük bir dolambacı andıran sazlıkların arasından
ağır ağır akan su, yerde sürünen yılanları andırıyor.
Oysa “yılan” diye tanımladığım su yolları, kendisinin
de anımsamadığı bir zamandan beri kıvrıla kıvrıla
Akdeniz’e varıyor ve tatlı suyla tuzlu suyu birbirine
karıştırıyor. Köyceğiz Gölü ile Akdeniz’in buluşma
yeri Dalyan; bir dalgın su…