Dalyan’a gökyüzünden bakmak, coğrafyanın bedeni
üzerinde bir anatomi dersi gibidir. Aşağınızdaki
kanallar yeşil damarlar gibi yayılır.
“Tufan suları çekildiğinde Oaxaca Vadisi bir bataklık
halindeydi. Bir avuç çamur canlanıp yürümeye başladı.
Kaplumbağa çok, çok yavaş yürüyordu. Başı ileri
doğru uzanmış, gözleri kocaman açılmış halde gidiyor,
güneşin yeniden canlandırdığı dünyayı gezip görüyordu.
Çok pis kokan bir yerde kaplumbağa ceset yiyen akbabayı
gördü. ‘Beni göğe götür,’ dedi. ‘Tanrı ile tanışmak
istiyorum.’ Akbaba onu, bu isteğini pek çok kez
yinelemek zorunda bıraktı. Kaplumbağa yakarmak için
kafasını çıkardı, sonra kokuya dayanamayarak kabuğunun
içine çekti. ‘Senin kanatların var, götür beni’
diye yalvardı. Onun ısrarından sıkılan akbaba koca
kara kanatlarını açıp, sırtında kaplumbağayla havalandı.
Bulutların içinden uçtular, kafası içeri çekik kaplumbağa
yakındı: ‘Ne kadar iğrenç kokuyorsun!’ Akbaba duymamış
gibi yaptı.