Sultanahmet’te gördüğünüz Magic Bus’ın
büyüsüne kapılıp düştünüz yollara... Gezginliğinizin
başlangıcını oluşturan Katmandu seyahatinizi ve
duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?
1970’li yıllar... O dönemde dünyaya boş veren, kendi
içinde yaşayan bir insan topluluğu vardı. ‘Hippi’
diye adlandırılan kişiler. Himalayalar’daki Nepal’i
varılacak son huzur ülkesi olarak değerlendirirlerdi.
Amsterdam’dan, Londra’dan otobüse binip Avrupa’yı
kat eder; İran, Afganistan, Pakistan ve Hindistan
üzerinden Katmandu’ya giderlerdi. İşte o sarı otobüs
Magic Bus da İstanbul Sultanahmet’e uğrardı. Ben,
o zamanlar Tıbbiye’de talebeydim. Bu otobüse de
imrenerek bakardım. O otobüse binemezdim, çünkü
yoldan kimseyi almıyorlardı. Fakat benim çıkış noktam
oldu. 1973 yazında Sultanahmet’te gördüğüm bir ilan
tahtasında, üç hippinin eski model Mercedes’leriyle
Doğu’ya gideceklerini, benzin parasını paylaşmak
için 4. kişiyi aradıklarını okudum. Kabul ettim,
çıktım yola. İstanbul’dan ayrılırken tüm düşüncelerimden
arınmış, dünyayla ilgili tüm bağlarımı koparmış
gibiydim.