Başka her şey silikleşir ve dünyanın tüm mutfaklarından
30 bine yakın pahalı, ucuz; büyük, küçük; tip top,
salaş; romantik, otantik restoran önünüzde reverans
yapar. Japon, Çin, Meksika restoranları elbette
artık dünyanın her yerinde var. Ama Afgan kebabıyla
Portekiz usulü pişirilmiş deniz ürünlerini, Hindistan’ın
safran kokulu nefis et yemekleriyle Malezya pilavını
birkaç yüz metrekare içinde bulabileceğiniz tek
şehir New York olsa gerek.
Manhattan’ın doğu tarafında, 1. ve 2. caddeler arasındaki
6. sokakta yan yana dizilmiş Hint lokantaları vardır.
Çoğu Hintliler tarafından işletilen küçük, otantik
yerlerdir bunlar. Orada 308 East numaradaki ‘Rose
of India’ adlı lokantada yemek yemiştim. Ne yediğimi
unuttum ama, tiz sesli Hintli kadınların tatlı tatlı
miyavlar gibi söylediği şarkıları ve loş ışıklarla
aydınlatılmış mekânın tavanında asılı yanar döner
aynalı topu unutmuyorum.
30 bine yakın restoran var dedim, birini anlatsam
öbürünün hatırı kalır. Yine de görülesi restoranlar
arasında, Upper West Side denilen şehrin kuzeybatı
tarafındaki İtalyan restoranı ‘Carmine’s’i sayabilirim.