“Burası New York, hızlı yürü, hızlı hareket et”
filan diye ukalalık ederlerdi. Halbuki ben hızlı
yürümesem de, New York beni arkamdan itmez, kolumdan
çekmez, üstüme basmaz; sanki yokmuşum gibi, içimden
geçer giderdi.
Bir süre sonra sezdim ki, New York, onu nasıl yaşamak
istersen öyle olacak kadar zengin bir şehir. Birileri
istediği kadar kalıplara sokmaya, hızlı, seksi,
trendy diye çerçevelemeye çalışırsa çalışsın; esas
New York bu etiketlere pabuç bırakmayacak kadar
sahici bir şehir. New York insanın hızlı ya da yavaş;
seksi ya da aseksüel; trendy ya da demode, “kendi
gibi” olmasına izin veren toleranslı bir şehir.
Nereden geliyor bu tolerans derseniz... Galiba New
York, karşısındakini takmayan sevgili gibi, ilgisiz
bir şehir. Size her fırsatta “gidersen git, sensiz
de yaşarım” mesajını veriyor. Küçümseyerek değil
ama, bir durum olarak söylüyor bunu. Eh, haksız
da sayılmaz!
SEN NASIL İSTERSEN NEW YORK ÖYLE OLUR
New York, sen nasıl istersen öyle olur dedik ya...
Yemeye içmeye meraklısınız mesela.