New York, onu nasıl görmek isterseniz öyledir.
Büyüklüğü işte buradan gelir.
2000 yılının Ağustos ayında, İstanbul’daki işimi
gücümü bırakıp yerleşmek üzere
New York’a gittim. O güne kadar New York’u, kentin
daha çok ışıltılı yüzünü anlatan Hollywood filmlerinden
ve New York’tan bir efsane gibi bahseden köşe yazarlarının
yazılarından tanıyordum. Anlayacağınız, bilgilerim
son derece sınırlı ve biraz da yanlıydı.
Yeni şehrimin huyunu suyunu bilmemek, ilk günlerimde
hayatımı zorlaştırmadı, tam tersine kolaylaştırdı.
Ben New York’u içtenlikle sevdiğim ve onun beni
mutlu edeceğine bütün kalbimle inandığım için, sanki
o da bana çok iyi davrandı. Çoğu insanın, dibinde
kendini küçücük hissettiği gökdelenler bana hep
gülümsedi.
HIZLI, SEKSİ, TRENDY Mİ DEDİNİZ? GEÇİNİZ!
New York’un ciğerini bilirim havasında ortalarda
dolaşan bazı tipler vardı. Çoğu da benim gibi yeni
gelmişti şehre.