Hayal gücünün, umudun, tatlı bir heyecanın, en
önemlisi de emeğin ortaya çıkardığı bir sanat eseridir
çeyiz...
Bin bir çiçeğin, desenin, rengin buluştuğu bir
cennet bahçesi gibidir eski çeyizler. Orada çiçekler,
meyveler, kuşlar, arılar, kelebekler ve tüm renkler
ölümsüzleşir. Doğaya ve onun yaratıcı gücüne, gizemine
tutkundur Anadolu kadını. El sanatlarında sanki
doğa ile yarışır. O nedenle en güzel el işlemeleri,
oyaları ‘çeyiz sergisi’nde görülürdü.
KIZ BEŞİKTE ÇEYİZ SANDIKTA
Eski geleneksel yaşamda sandık çeyizi, kız bebesinin
doğmasıyla başlar ve genç kızın evlenmesine dek
sürerdi. Bunun için de “Kız beşikte, çeyiz sandıkta”
denirdi.
Sandığa önce bir don konurdu; kız ‘donansın’ diye.
Bu inancın nedeni, çeyizi az olan kıza “Sen bize
donsuz geldin” denmesidir. Bu sözleri hiçbir kadın
duymak istemez. O nedenle kız bebesi doğar doğmaz
sandığa don konmasının nedeni budur.