MERMERİN İÇİNDEKİ RUH
Büyük İskender’le Klasik devrin sona ermesi ve Helenistik
dünyanın oluşması ile birlikte (Helenistik Devir;
MÖ 330-30) sanatçıların çalışma yapacakları alan
genişlemiş, konu ve üretilen eser sayısı artmış,
bu olanaklarda değişim ve yeniliği beraberinde getirmiştir.
Geleneksel üslupta yapılan eserlerin yanı sıra devinim
ve ifadenin çok canlı bir biçimde işlendiği ‘Bergama
Ekolü’ olarak isimlendirilen tarzda eserler üretilmiştir.
Bu eserlerde özellikle patetik ifade olarak adlandırılan,
acı, korku, heyecan ve tutkunun yüze yansıması ön
plandadır. Saçlar dağınık ve kabarık olup, ışık-gölge
kontrastı oluştururlar. Portre heykellerinde ise,
Büyük İskender’in portrelerindeki gibi idealize
edilmiş olanların yanında, bir önceki döneme göre,
gerçeğe daha yakın eserler de verilmiştir. Bergama’da
bulunan ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenen
Büyük İskender’in portresi, alnın her iki yanına
düşen kalın, kabarık bukleli saçları, sol yana eğimli
duruşu, açık ağzı ve derin alın çizgileri ile Bergama
Ekolü’nün ve idealize edilmiş portrelerin en güzel
örneklerinden biridir.