Bu çalışmaların sonucunda da heykellerde hareket
ve ifade yerini almıştır.
DOĞALA EN YAKIN
Özellikle Geç Arkaik Dönem’de (MÖ 540-480) başlayan
doğala en yakına ulaşma çabası, bunu takip eden
Klasik Devir’de amacına ulaşmıştır. Günümüzden yaklaşık
2500 yıl öncesine uzanan bu dönemde yaratılan eserlerde
heykeltıraşlar artık devinim, biçim ve ifade ile
ilgili sıkıntıları aşmış, heykellere dinginlik ve
yalınlık kazandırmışlardır. Günümüze daha çok Roma
dönemi kopyaları ile ulaşan eserlerdeki döneme özgü
bu ifadeyi özellikle yüzlerde görmek mümkündür.
Klasik devrin ilk dönemi (MÖ 480-450), gerçek kimliğini
Roma devrinde bulacak olan portre heykellerin yapılmaya
başlandığı dönem olarak da karşımıza çıkar. Bu tip
portreler gerçek hatların yanı sıra idealize de
edilmiştir. Bu portre heykeller genellikle tüm heykel
olarak yapılıyordu ve kişisel özellikler yalnızca
yüzde değil tüm vücutta belirtiliyordu.