İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunan Helen ve
Roma dönemlerine ait heykel ve portreler, zamanının
taştan öykülerini anlatıyor.
Antikçağ toplumlarının tümünde olduğu gibi Yunan
toplumunda da hayatın her aşamasında inanç kavramı
yönlendirici olmuştur. Yunan heykeltıraşlığı da
bu noktadan hareketle dinsel ihtiyaçlara bağlı olarak
doğmuş ve gelişmiştir. Yunanlı sanatçıların özellikle
ilk dönemlerdeki (Yunan Arkaik Devri, MÖ 7-6. yüzyıl)
heykelleri bu etkiden dolayı durağandır. Ancak,
tanrılarını ve onların yaşamlarını kendi dünyalarını
örnek alarak oluşturan Yunanlılar, buna bağlı olarak
insan vücudunu da tanrısal kabul edip, bu ilk evreden
sonra ideal ölçülere uygun ve durağanlık sorununu
çözmüş heykeller meydana getirdiler. Arkaik devrin
başlıca heykel tipleri ‘Kuros’ denilen genç erkek
heykelleri ile ‘Kore’ denilen genç kız heykelleridir.
Bu heykeller esas olarak Mısır etkisi altındadır;
ancak gözlem yapıp araştıran Yunan sanatçılar insan
vücudunu heykele aktarmaya başlamıştır.