25’te bir oranına küçültülen minyatür modellerden
oluşan Minicity, Antalya’da Anadolu’nun gizemini
dünyaya açıyor!
“Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar,
/ Havva Ana’n daha dünkü çocuk sayılır / Anadoluyum
ben, / Tanıyor musun?” der Ahmed Arif ‘Anadolu’
şiirinde. Binlerce yıldır ne çok şey söylenmiş Anadolu
üstüne... Destanlar, efsaneler, şiirler, şarkılar,
maniler, ağıtlar birbirini izlemiş. Her anlatışta
başka bir anlam kazanan sözlü edebiyat geleneğini,
gün olup yazı bulununca, kütüphaneler dolusu kitaplar
izlemiş. Kimi taş tabletlere, kimi parşömene, kimi
kağıda yazılı...
Bir de kendini anlatan bir Anadolu var. Dağlara,
taşlara kazınmış, dillendirmeye susamış öyküleriyle...
Yaşadığımız topraklar, yaşamın da doğduğu topraklar;
bu nedenle de dünyanın en zengin medeniyetlerini
barındırmış. Dinlerin doğduğu, geliştiği, yayıldığı
coğrafyadayız. Göç yollarının üzerindeyiz. Türkiye,
neredeyse eski dünyanın tam ortasında. Bu nedenle,
eşsiz, dahası benzersiz öyküleri var Anadolu’nun.