OSMAN AMCA’NIN YAYLA EVİ
Yaylacıların dört saatte aldıkları yolu güneşin
batmasına yakın yedi saatte tırmanabildim ve sonunda
kavuştum Meşe Yaylası’na. Ormanın eğimli küçük bir
açıklığına kurulu birkaç şirin ahşap evden ibaret
Meşe Yaylası. Çağlayan Vadisi’nden patikayla ulaşılan
ilk yayla burası. İlkbahar geldiğinde ilk önce bu
yaylaya çıkıyor Fındıklılılar. Her iki ayda bir,
daha yukarıdaki otlakların yeşermesiyle üst yaylalara
taşınıyor ve sonbaharla birlikte aşağı yaylalara
inerek kışı köylerinde karşılıyorlar. Çadırımı kurarken
dikkatle izledi yayla sakinleri. Ak saçlı bir ihtiyar
eliyle işaret etti, “Gel”. Gittim yanına. Kuzinenin
üzerinde kaynayan tencereden tabağa süt döktü, içine
iri bir paça kaymak koyup karıştırdı. Şöminenin
küllerini açıp taş bir tabak çıkardı. Dumanı tüten
mısır ekmeğini taş tabaktan çıkartıp böldü, masaya
yerleştirdi. Evin içine duvarların kaplandığı kestane
ağacının hoş kokusu sinmişti. Granit taşlarla ustalıkla
örülmüş büyük şöminenin üzerinde zincirle asılmış
kara bir güğüm usul usul kaynıyordu. Evine göz gezdirdiğimi
fark etti. “Ben yaptım” dedi gururla. İki evim daha
var.