Meşe, Çatak ve Çemlik diye sıralanıyor Çağlayan
Vadisi’nin yaylaları. Karadeniz’in gürleyen yeşiliyle
sırılsıklam...
Taptaze, gür bir yeşillik hakimdi dağlara. Daracık
orman yolundan tüm vadiyi homurtulara boğan bir
kamyon kasasında ilerliyorduk. Rize’nin sahil ilçesi
Fındıklı’dan başlayıp iki saat süren yolun sonunda
nihayet orman içine dağılmış birkaç ev göründü.
Motor sustu.
“Buraya kadar,” dedi Yılmaz Öksüz. “Yolun geri kalan
kısmını yalnız tırmanacaksın. Burası Açhozlı, bizim
yaylamız.”
Daracık vadiden Çağlayan Deresi’nin uğultuları yükseliyordu.
Taşlı, çamurlu patikaya saptım ve başladım tırmanmaya.
Gökten inen sis, vadiden püsküren su zerrecikleri
ve dev ağaçlarla kaplı karanlık vadi, masallardaki
gizli diyara ulaşan büyülü bir yolu andırıyordu.
Patika yükseldikçe dikleşti ve daha ürkütücü hale
geldi. Uçurumlardan kayıp düşmemek için yosun tutmuş
şimşir ağaçlarına tutunarak ilerledim. Büyük bir
şelalenin kıyısında mola verdim.