Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12]  
İçindekiler / Etnik esinlerin pınarı Kapalıçarşı
Bu mekânı “unutulmuş Kapalıçarşı’yı insanlara yeniden hatırlattığı için” sevdiğini söylüyor. Otuz yılı aşan meslek yaşamı boyunca, koleksiyonlarında hep Osmanlı’yı yorumlayan; görsel dilini kültürlerin sentezinden alan bir tasarımcı için Kapalıçarşı’nın bambaşka bir anlamı var elbette: “Burası benim hem beslenme noktam, hem de bütün bir yaşamımı tekrar tekrar hatırladığım yer... Kapalıçarşı’ya ilk geldiğim zaman üç ya da dört yaşındaydım. Annem, anneannem ve ninemle, haftada bir gün buraya gelinir, muhakkak bir şey alınır, bir çay içilir ve sonra Eminönü’ne inilirdi.” Ta çocukluk günlerinden kalan bir alışkanlık... Etnik tasarımcı kimliğini ve farklı bakış açısını Kapalıçarşı’dan edindiği doğru kültüre borçlu olduğunu vurguluyor: “Tam elli dört sene evvel, Kapalıçarşı’daki bir sürü insanı, kuyumcuları, taşları, eski mücevherleri tanımaya başlamışım. Osmanlı’nın örf ve adetleri beni biçimlendirmiş, içine almış ve kim bilir belki de bu yüzden Kapalıçarşı kadar sağlam hissediyorum kendimi.” Tasarımcı, ‘çağdaşlaşma’ adına örf ve adetleri yadsımayı kabul edemiyor. Yeni çağın getirdiği yorumlar katılırsa ancak, kültürlerin zenginleşeceğine inanıyor.
 
 
Sayfa 2/7