Doğu Karadeniz Dağları’nın eteğine kurulu Trabzon’da
düz bir alan bulmak kolay değildir. Bu yüzden, teraslı
evler çoğunluktaydı. Çamaşırların asıldığı, yaz
akşamlarında sofraların kurulduğu teraslar, çocukların
da oyun alanıydı, bir zamanlar. Trabzonlu, teraslarda
giderirdi, düz bir alana duyduğu özlemi… Uçağı ilk
kez o teraslardan birinde gördüğümü anımsıyorum.
Çamaşır asmak için terasa çıkan annem, evde tek
başına kalacak yaşta olmadığım için beni de yanında
götürmüştü. Annem bana zaten hep “çantam” derdi.
Uçak, ipe asılı çamaşırlar arasından bir görünüp
bir kayboluyordu: Babamın pantolonu, uçak… Ağabeyimin
gömleği, uçak… Ninemin uzun donu, uçak… Anneme uçağın
nereye konacağını söylediğimde “Havaalanına yavrum”
yanıtını almıştım. Havaalanı!.. İlk kez duymuştum
bu yeri… “Peki anne, havaalanı nasıl bir yer?”…
Annem terasımızı göstererek şu yanıtı vermişti:
“İşte böyle, düz bir yer”… Kıskanmıştım! Uçak başka
çocukların terasına konuyordu demek!.. İlkokula
başlayıp, okumayı sökünce “100 Ünlü Türk” adlı kitabı
okumaya başladım.