Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13
İçindekiler / Datça’da yürüyüş

Dört bir yana gidiyorlardı; Palamutbükü’ne, Murdala Koyu’na, Çatı’ya, Domuzbükü’ne, Gebekum’a, Gereme’ye, Kargı’ya, Gökliman’a, Hayıtbükü’ne, her yere, her yere ve sonunda uç veriyorlardı iki denize… Patikalar Datça’da kayalıkların, gizli koyların önüne bitiyorlardı hep.

SAÇLARI PAPATYA, GÖZLERİ MAVİ
Bu patikalardan biri Değirmenbükü’nden Knidos’a gidiyordu. Orada “ölmez ağaç” zeytinin bin yıllıklarını gördüm, sarıldım onlara, varoluşun sırrını kucakladım. Rüzgârlara çiçek tozlarını emanet ettim, denizlere martıları… Kekliklere sessizce yaklaştım, ot kokusuna karıştım. Kekikli zeytinyağına banarak dişledim ekmeğimi. Çekirgelere, kelebeklere, kaplumbağalara “Kolay gelsin!” dedim. “Kolay gelsin dağa, taşa; kolay gelsin arıcılara, balıkçılara! Kolay gelsin aşıklara!” Gemilere bir sevgili gibi göz kırpan fenere vardım, el ettim bulutlara. Ama önce Yazıköyü’ne gittik Datça’dan. Bahar yağmurları denize inen yolu bozmuştu, arabamız orada bıraktı ekibimizi.

 
 
Sayfa 2/6