Datça patikalarında yürüyüş, denizin soluğuyla
sizin soluğunuzu buluşturur.
“ Bir yürüyüş tutkunu neyi düşler?” diye sormuştum
bir gün, nice yolu yürüyerek aşan dostuma… “Sabahleyin
ayağını Ege’nin gözboncuğu mavisine daldırıp yürümeye
başladıktan sonra, akşam üzeri Akdeniz’in köpüklerine
kendini bırakmayı…” demişti. “Nasıl olabilir ki
bu?” demiştim şaşkınlıkla. “Datça’ya gidersen anlarsın!”
diye yanıtlamıştı gülümseyerek. “Datça’ya gidersen
anlarsın!”
Datça’ya gittim ve anladım! Bir ışık seline burnunu
uzatan Reşadiye Yarımadası’nın patikalarında sırt
çantamı taşırken denizin mavi gözleriyle bakışakaldığımda
hele, daha iyi anladım! “Bir an önce görülsün /
diye Akdeniz / Toroslar’da ağaçlar / hep çocuk kalır”
dese de Sunay Akın, bir koltuğunun altına Ege’yi,
diğer koltuğuna Akdeniz’i alan Datça, bir patika
ormanıydı benim için.