Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13
İçindekiler / Çocuk ve bilge Münir Özkul

Münir Özkul, sahneye gövdesini olduğu kadar, duygularını da koymuş bir üstat…

Tiyatroya dair bir durum: Perde açılır, oynarsın, perde kapanır. Ölümsüzlük sadece bir oyun süresincedir, ve o süreden sonra tek bir umut vardır; seyircinin belleğine güvenmek. “Onu sahnede gördüm, devleşmişti”, “Kimse bu rolü onun gibi oynamadı”... Bu cümleler ise seyircinin ömrü kadardır, taş çatlasın oğluna ya da kızına aktarır, sonrası boşluktur. Bu yüzden tiyatro sancılı işlerden biridir. Aslına bakarsanız, “durumdu” demek daha doğru; şimdi teknoloji, tiyatroyu da dondurup sonsuza bırakabiliyor, video, VCD, DVD… Ama Münir Özkul’un tiyatro oyunculuğu hep görüntünün, anın hapsedilemediği zamanlardan, fotoğraftan gayri. Bu yüzden de Münir Özkul denildiğinde, hep o replik düşüyor akıllara:
“Aktör dediğin nedir ki? Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır durur sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perdeee!”

 
 
Sayfa 1/7