Bir de bölgeye özgü o teklifsizlik var; adınızı,
sanınızı, nereli olduğunuzu merak edip de bu merakını
gizleme gereği duymayan yığınla insan yanınıza sokulup
sizi sorguya çekebilir, şaşırmayın! Böyle bir ilgiye
mazhar olmak hoşunuza da gidebilir hatta, ne de
olsa epeydir görüşmediğiniz uzak bir akrabaya misafir
sayılırsınız.
Kent dokusu yönünden Şam’ın İstanbul’la benzerlikleri
gerçekten de kayda değer. İşte, adını Osmanlı sultanı
II. Hamid’den alan meşhur Hamidiye Çarşısı: Hem
paralı turistlerin Kapalı Çarşı’sını hem de yoksulların
Mahmutpaşa’sını aynı çatı altında birleştiren dev
bir alışveriş cangılı. İşte, Emeviye Camii: Sultanahmet
ile Süleymaniye’nin toplamına denk gelebilecek devasa
bir ibadet mekânı. İki taraftaki adaş yapılar da
az değil üstelik; Süleymaniye Külliyesi gibi. Bunlara,
iki kentin uzun geçmişleri boyunca maruz kaldıkları
istilaları, fetihleri, iktidar savaşlarını da katarsanız,
Şam’la İstanbul arasında sımsıkı bir kader birliği
çıkar ortaya.