Balkız derler bana. Perge Ovası'nın bitiminde, bir dağın üzerine kurulu Aspendos kentinde harabelerin bulunduğu Belkıs köyünün adı da benden kalmıştır onlara. Size anlatacağım hem benim, hem de güzel kentim Aspendos'un hikâyesidir.
Masallar, eski zaman içinde Yılanlar Padişahı ile Arılar Kraliçesi'nin kızı olduğumu, bu sarayı babamın benim için yaptırdığını söyleseler de, Anadolu'nun zenginliğine zenginlik katan hikayem şudur: Aspendos Kralı babam, şehre kimin en fazla hizmet verebileceğini görmek için bir yarışma düzenler. Yarışmayı kazanan kişi benimle evlenmeyi hak edecektir. Yarışma bitiminde adaylardan biri kentin su kemerlerini inşa ederek çok uzaklardan su getirilmesini sağlar. Bir diğeri de tiyatroyu kurar. Babam tiyatroyu gezdiği sırada tam da birinci adaydan yana karar verecekken birinin “Kralın kızı benim olmalı” dediğini duyar. Sesin sahibi, yarattığı eserin akustiği ile övünen, sahnede çok kısık bir sesle konuşan tiyatronun mimarı ve sonradan eşim olacak Zenon'dan başkası değildir.