Konu:[Künye] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]
İçindekiler / Divanyolu’nda bir gün
Eski ile yeni arasında gidip geldik. Nostaljik, coşkulu, ancak çoğunlukla hüzünlü bir yolculuk oldu bu doğrusu... Kitabını da bu üslupla kaleme alan Ayvazoğlu, “Tarihi sevdirmek için onu farklı bir üslupla anlatmak, farklı dile kavuşturmak lazım. Bir bakıma tarih bilgisiyle edebiyatı yoğunlaştırdım” diyor. Divanyolu'ndaki yapıları düşünen, duyan ve konuşan bir insanmış gibi tasavvur eden yazar, kimi zaman kendini onların yerine koyuyor ve “Bu taş eğer şu olay cereyan ederken canlı olsaydı, aklı ve şuuru yerinde olsaydı neler hissederdi?” sorusunun cevabını aramaya koyuluyor.

KAHVE GELENEĞİ ÇORLULU ALİ PAŞA'DA YAŞIYOR
Divanyolu'ndaki ilk mekânımız Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi. Ayvazoğlu anlatıyor, biz dinliyoruz. Medresede harıl harıl çalışan öğrencilerin neşeli telaşı, Paşa'nın acı sonla biten yaşamına karışıyor. Oradan çıkıp yolumuza devam ediyoruz. Ayvazoğlu, Divanyolu'nun öteden beri kahveleriyle meşhur olduğunu söylüyor. Biraz özlem, biraz da hüzünle “Tavukpazarı başta olmak üzere 'ehl-i keyfe' hizmet veren bu kahvelerin yerinde yeller esiyor” diyor.

 
 
Sayfa 3/6