ŞAŞAALI GÜNLERE DÖNÜŞ
Padişah II. Mustafa’nın saltanatı kısa sürmüş, 1703’te
Sultan III. Ahmed’in tahta geçmesiyle yeni bir dönem
başlamıştı. Yenilikçi bir padişah olan Sultan III.
Ahmed, bir yandan bilim ve teknoloji alanındaki
gelişmeleri takip etmek üzere Avrupa’ya elçiler
gönderirken, diğer yandan da ülkedeki sanatsal arayışları
destekliyordu. Nihayet, 1718 Pasarofça Barışı’ndan
sonra İstanbul eski görkemli günlerine geri döndü.
Matbaanın getirilmesiyle bilim ve teknikte gözle
görülür bir ilerleme kaydedildi. Bununla birlikte
eğlence ve lüks yaşama düşkünlük de arttı. Çiçeklere,
özellikle de laleye ilgi bir tutku oldu. Saray ressam,
şair ve sanatçıların buluşma yeri haline geldi.
Daha sonraları ‘Lale Devri’ olarak adlandırılan
bu dönem, 1730’da Patrona Halil İsyanı’yla noktalandı.
VANMOUR’UN GÖZÜYLE OSMANLI
İşte tam bu dönemde İstanbul’daydı ressam Jean Baptiste
Vanmour. Sanatçı, ‘Boğaziçi Ressamları’ adıyla anılan
grubun arasında yer alsa da, sadece Boğaziçi’ni
taşımadı tuvale. Eğlenceleri, tutkuları, fikir hareketlerini
ve isyanları da resmetti.