 |
Fransız hükümeti tarafından büyükelçi olarak atanan Marki
de Ferriol ile mahiyetindekiler, uzun ve meşakkatli
bir yolculuktan sonra 1699’da nihayet İstanbul’a varmıştı.
Masallarda duydukları, gravürlerde gördükleri gizemli
kente ulaşmanın sevincini geminin güvertesine çıkarak
paylaşan yolcuların, gördükleri manzara karşısında
gözleri kamaşıyordu. Kentin üzerinde yeni yeni yükselmeye
başlayan güneş, cami ve kiliselerin kurşun kaplı kubbelerinde
ışıl ışıl parıldıyor; şehir, uykusundan yavaş yavaş
uyanıyordu. Büyükelçi Ferriol, uzaktan gördüğü saraya
kavuşmanın heyecanını yaşarken, yanında onunla birlikte
İstanbul’a gelen biri, tarifsiz bir keyif içindeydi...
Belli ki bu muhteşem kent, en fazla onu büyülemişti...
O, Hollandalı ressam Jean Baptiste Vanmour’du... Etrafı
sanatçı gözüyle bir süre süzdükten sonra, iskelede
bekleyen insanlarla göz göze geldi. Bakışlar hüzünlüydü.
1683’te başarısızlıkla sonuçlanan Viyana Kuşatması
ve 1699 Karlofça Anlaşması’yla gelen ilk toprak kaybıydı
bunun nedeni. |
|