 |
Kuşlar... Kaçımız bir an için bile olsa, onların yerine geçip
kanatlanmak istemedik? Kaçımız onlar gibi kanat çırpıp
dünyayı baştan başa gezmeyi düşlemedik? Bu düş değil
miydi şu an içinde bulunduğunuz uçağı keşfettiren?
Bir sabah, İstanbul halkının gözü önünde Galata Kulesi’nden
kendini boşluğa bırakarak şehrin öte yakasındaki Üsküdar’a
kadar kanatlanan ve böylece dünyanın ilk uçan insanı
olarak tarihe geçen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin ilham
kaynağı kimdi? Evet, kuşlar...
Uçağınız birkaç saat sonra havaalanına iniş yapacak.
Peki ya kanat çırpmaktan yorulan kuşlar? Onların sığınacakları
bir ‘liman’ları yok mu? Var. Hem de şehrin bir yerinde,
iki yerinde değil... Dört bir yanında. Evlerde, camilerde,
hanlarda, hamamlarda; her yerde... Neresi mi bu duraklar?
Kuş evleri... İnsanoğlunun gökyüzü seyyahlarına naçizane
bir armağanı... Git gide yitirmeye başladığımız ‘hayvan
sevgisi’ ve ‘merhamet’ duygusunun en önemli ve en
eski göstergelerinden biri... |
|