Konu: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15]
index / Kültür mirasımızın canlı tanığı
Hatta, dünyanın bu tarafına dair hiçbir fikrim yoktu desem daha doğru! Landrover'ımla ilk yola çıktığımda önce Yugoslavya'da yol boyu bütün fresklerin fotoğraflarını çektim. Sonra buraya geldim ve şaşkınlığa uğradım. O zaman gördüklerim, o güne dek bütün öğrendiklerimin ötesindeydi; her şey çok egzotikti. Hele o kahvehaneler!.. Mozaiklerin renkli fotoğraflarını çektikten sonra, banyo edilmesi için yurtdışına göndermem gerekiyordu. Bu da iki hafta beklemek demekti. Ben de daha ileri gitmeye karar verdim ve köpeğimi de alıp hemen arabama atladım ve feribota bindim. Asya yakasına geldiğimde de yine duramadım. Arabayı sürdüm, sürdüm... Önce Ankara'ya, ardından Gaziantep'e… Diyarbakır, Urfa derken sonunda kendimi Tahran'da buldum.
O dönemde tek başına yollara düşmek epey cesaret ister. Cesur değil, meraklıydım. Her şey son derece etkileyiciydi; ne tarafa bakacağımı şaşırmıştım. Gördüğüm her şeyin fotoğrafını çekiyordum. Kış bastırınca Tahran'dan döndüm. İki hafta için yola çıkmıştım, ama umduğumdan uzun sürdü.
 
 
Sayfa 2/6